11 Aralık 2009 Cuma

mavi yağmurluk

insanlar tesadüflere inanır, inanmaz, anlam yükler, yüklemez... bilemem..
yolda mavi yağmurluk giyen birini gördüğüm için mi kulaklıkları taktım kulağıma, yoksa famous blue raincoat çalarken mi mavi yağmurluk geçti önümden, tam hatırlamıyorum açıkçası. ama beni düşünmeye ittiğini hatırlıyorum. uzun bi' aradan sonra buraya yeni bi' kaç satır eklenmesinin sebebi de bu.

"sıkıntı yerine tesadüflerden beslenir oldun. eskiden böyle miydi?"
"end vat ken ay tel yuu, may bıradıır, may kilııır, vat ken ay pasıblii seeey? oha lan, arkadaş arkadaşa yapar mı bunu be?"
"değiştirme konuyu. ne var ne yok? eskiden böyle miydi diye sordum sana.."
"ne!?! şikayet mi edeyim geride bırakmak istediklerimi geride bıraktığım için?"
"ben işin o kısmıyla ilgilenmiyorum. bi' garipsin işte son 2-3 aydır."
"garipsin derken?"
"yani ne bileyim, buralara falan pek uğramaz oldun."
"oralar? haa, anladııım! böyle, daha az dert, tasa sahibiyim ya, ondan garipsedin sen, hıhaha. tahmin edebildim di' mi?"
"mesela, bi düşündüğün diğerini tutmuyor çoğu zaman. düşünüp düşünüp kaçıyorsun, yazmıyorsun, bildiğin tembelsin işte! ne güzel öykü olacaktı, niye bıraktın daha 3. sayfada? üşengeç hıyar!"
"lan menajerim misin alter egom musun anlamadım ki!?! sanki yayınevine yetiştirecek öyküyü.. yazarım işte bi ara. hem temiz konuş, hayali falan demem, yığarım seni şu büfenin önüne! kaşındın! haberin olsun diye söylüyorum, bıraktım o işleri ben. gamsızım artık, oooh."
"eyvaaah! şarkıyı söylerken gülümsemenden anlamam lazımdı zaten!"
"evet! normalim artık!"
"sus! sus, rüzgar alsın götürsün, sus!"
"ama kabul edelim şimdi, neydi o öyle ya? yok nakliyeci dükkanına bakakalmış da, güneş gözlüğüne binip eve gitmiş de.. her şeyi yakmış da... bildiğin bunalım edebiyatı işte."
"ya gel sen, dinle beni. iyidir dert sahibi olmak. metafordan metafora koştuğun günleri özlemiyor musun hiç? geç şimdi karşıya, al bi' şişe şarap, git eve, dibini gör, gerisini bana bırak."
"işim mi yok gücüm mü yok allasen? aa ama iyi hatırlattın, kunil, 'eve gelirken ice tea al' demişti."
"püüü, yazıklar olsun! lan şu mp3 çalarda bi' still loving you, soldier of fortune falan da mı yok? aç dinle lan!"
"ı-ıh."
"3-5 tane fotoğraf vardı, bilgisayarın kıyısında köşesinde, git onlara bak bari.. sildin mi? tişört, notlar, biletler? oha, ayı! ne demek lan 'yaktım?'. dur dur dur, buldum, git şu kızla konuş en iyisi, o da senden hoşlanıyormuş zaten!"
"oooff yeter, amma darladın be! milletinkiler project mayhem falan kastırıyor, sen de burda anca liseli arkadaş modu. git şimdi final dönemi falan tekrar uğrarsın, hadi canım.. çok istiyorsan bi ara bu diyaloğu kayda geçiririm."
"şimdi gidiyorum ama, dönüşüm 'gerçekten' muhteşem olacak, biliyorsun di' mi?"
"?!?"

giderken de bir şeyler mırıldandı, duymadım. ama son cümleden bayağı tırstım demezsem eksik olur şimdi. tövbe bismillah..