26 Ekim 2010 Salı

hafif

"benim de var ama söylemem" dedi. "dalga geçersin sonra, pis".

çok şaşırmıştım, çook. ne alakası vardı ki?
o gün bu gündür düşünürüm, "ben ne zaman hatıraları, hayatı bu kadar hafife alan, her şeyle dalga geçmeyi beceren biri oldum, ya da ne yaptım da beni böyle bildiler?" diye.

"bu iyi midir kötü müdür?" diye.
"acaba sistem geri yükleme yapabilir miyim?" diye.
"ben hiç de öyle biri değilim desem inanır mı?" diye.

kaç anıyı ıskaladım bu yüzden?

"ben hayatı ciddiye almıyorum." hah! senin ciddiye almadığın şey seni niye ciddiye alsın ki? böyle bi nankörlük olabilir mi?

e git o zaman, ne işin var burda?